Bilirsiniz genelde yerli dedikodusuna çok girmem.  Ama bu seneki Survivor o kadar ama o kadar iyi ki bunu yapmasam olmazdı. Tabii maalesef geç alınmış bir karar olduğundan, çok ayrıntılı giremiycem ancak, twitter'dan takip edenler küçük laf sokuşlarımı an be an takip ediyor olacaklar.
Olay örgüleri yoğun ve hızlı yetişiyor o yüzden iki yaz halinde isterseniz şimdiye kadar elenmemiş karakterlerimizin teker teker üzerinden geçelim, onları yakından tanıyalım. Evet gönüllerle başlıyoruz.


Survivor / Takım 1: Gönüller

Öncelikle bu seneki Survivor'ın enteresan taraflarından biri gönüllerin de ünlüler kadar tanınıyor olmaları. Arada kaçırdıklarınız da olmuş olabilir tabii ama açıklayacağım.

Bozok: Evet ilk gözden kaçan ünlü-gönüllü örneği olarak Bozok'u verebiliriz. Kendisi, Çağla Şıkel daha deri nakli yaptırmadığı kara-sarı dönemindeyken onunla beraberdi ve o dönem o kadar yakışıklıydı ve Çağla'nın kaşları o kadar inceydi ki, oldukça şaşırmıştım. Çağla'nın modelliğe yeni başladığı dönem birlikte olduktan sonra arada ne oldu ne bitti bilmiyorum ama Bozok'a yıllar sonra Çeşme'de rastladım ve bugün artık hepinizin bildiği üzere Çeşme'deki bir kafenin sahibi ve de Amarikalı bir kadınla da evli olduğunu öğrendim. Bozok'a bakınca insanda ister istemez bir 'Adam gibi adam', 'Dağ gibi adam' , 'Mertliğin dibi' tarzı bir takım sıfatlar kendiliğinden oluşuyo ancak ilk yarım saatte hemen vazgeçiveriyosunuz. Ses tonunun yımışıklığıyla karakterinin yımışıklığı doğru orantıda. Artı karnına TURK yazdıran bir insandan çok fazla bir şey beklemek de hoş olmaz. Hayır TÜRK yazdır bari, Türklüğü'nü öveceksen neden İngilizce yazdırıyosun? Hadi bunu da geçtim, üzerinde bi de Katatürk dövmesi var. Ben kendisini ortalama bir tip bulsam da Duygu'ya olan savaşının son derece yanındayım ve hatta geçen sezon Nouma'nın Nihat Doğan'a saldırdığı gibi bir saldırıyı da Bozok'tan bekliyorum. Duygu'nun suratına su fırlattığı hafta kendisiyle gurur duydum hatta saçının tepesindeki açıklığı bile görmezden geldim.

Duygu: İğrenç bir kız. Gerçekten ailesi müthiş utanarak hatta korkarak izliyodur programı diye düşünüyorum. Böyle korku filmi izler gibi pikeyle yüzünü gözünü kapatarak. Ama biraz da kendilerine dönüp düşünmeliler böyle bir insan evladı nasıl yetiştirdim diye. Biz diziye karakter olarak yazılsa fazla itici oldu abi bu derler, yeniden yazmaya başlarlar o derece bir iğrençlik. Tabii bu kadar sinirli oluşunda, tam ünlülere geçicekken, gönüllülerde kalmış olmanın da payı var. Sonuçta ünlülerde jokey bile var ( ♥ ♥ ♥ ♥ Erhan ♥ ♥ ♥ ♥ ) ve sen her tarafını erkek dergilerinde açmış olmana rağmen hala gönüllülerdesin, yazık. O bakışı, o çırpı bacakları, o ellerini suya çarparak boş boş konuşması, milletin sinirini bozması falan, çile bülbülüm Allah! Sen kimsin bir kere Türkiye'nin en it insanlarından Ümit Karan'la dalaşıyosun? Sen kimle dansettiğinin farkında mısın? Adam, kaniş görmüş Kangal köpeği gibi sana halsiz halsiz bakıyo, sen de adamı korkuttum sanıyosun. Umarım en kısa zamanda gidersin ama Acun abin seni bir yere kıpırdatmaz, sen de bunu bildiğin için gayet rahatsın. Paçozluğun vücut bulmuş hali Duygu, birinin elinde kalmadan umarım yarışmadan çıkmaz.

Hilmi Cem ve Murat: Bu ikisini aynı başlıkta topladım, lakin uzun bir süre, bu iki insanın tek bir karakter olduğunu sanıyodum. Zaten çok da farklı diiller. Küçük ve ortalama bir kafanın altına birer şişme vücut koyarak bu yaşlarını etmişler. He seviyo muyum? Evet. Onlar bu yarışmada olmasa üzülür müyüm? Hayır. Ama ikisine de sempati duyduğum gerçek. Bunun en büyük nedeni, yarışma kazanınca attıkları ters taklalar ve mutlu olduklarından havada dönmeleri. Kameranın on tuşunu açık gördükleri an, bu tarz hareketler yapmalarına BA-YI-LI-YO-RUM. Çünkü bir yarışma programında olduklarını biliyorlar ve maaşlarını bizi her dakika eğlendirerek hak etmek istiyorlar. Bu ince düşünce beni çok mutlu ediyo. Diğer bir bayıldığım şeyse, ikisinin aşırı derin birbirleriyle konuşmaları. Yere elleriyle şekiller yaparak o kadar tatlı konuşuyorlar ki… Ve birbirlerine hak falan veriyolar, kendi kendilerine bilenip kendi kendilerine bir tavır ediniyolar falan. Çok tatlılar çok. Seviyorum sizi. 

Fatma Gül: I'm lovin her. Tek kelimeyle inanılmaz. Okumaya yeni başlamış gibi konuşması, hanımlığı, boş bakışları, anlamadığı esprilere gülmesi -ki esprilerin ne kadar ortalama olduğuna hepimiz şahidiz-, cicozluğu muhteşem bir varlık. En inanılmazı da aklı tabii. İnsan bu yaşına kadar nasıl boş bir levha olarak kalmaya özen gösterebilir? Nasıl bu kadar pırıl pırıl bakar o kafaya, içine bişeycik koymadan. Bayılıyorum. O kadar güzel hayal ediyorum ki onu tuhafiye dükkanında alışveriş yaparken, çekirdek çitlerken, of ayacıklarıma kara sular indi diye pazar poşetlerini mutfağa koyarken. Ama tabii öyle bir hayatı var sanmayın. Çünkü Türkiye'de bir çift mavi göz çok şeyi çözer. Keza kendisi futbolcu Tuncay Şanlı'nın sevgilisi. Hatta dendiğine göre Duygu da Tuncay'ın eski sevgilisiymiş. Ama öyleyse bu ikisi neden birbirine girmiyo, girmeleri normal olduğundan demiyorum IQ'ları bu şekilde elvereceğinden diyorum. Bir yandan da aklım Tuncay'a kayıyo hani bu iki kızın memolileri dışında ortak benzer noktaları ne olabilir diye, aklım almıyo. Neyse Tuncay'a girmeyelim. Sen hep maviş maviş bak emi cimcime kız. Seni seviyoruz. 


Eveet, bugün gönüllülerimizi biraz toparladık, sıra ünlülere gelecek. Ama siz bu arada, 'Bir modernlik göstergesi olarak kahveye düşmek' üzerine biraz düşünmeye ne dersiniz? Hatırlarsınız geçenlerde ödül olarak kahve verildi ve hepsi aşırı derecede ayılıp bayılarak 'Mmmm bu lezzeti özlemişim, Oooo kahvesiz yapamıyorum' diye nağmelendi. Yahu sizin hepiniz taşım taşım çay kaynatan aileden geldiniz, kahveye düşmek nedir? Çay diyin, çay. Adem elmanıza vurarak 'Acun abi çay istiyoz' diye çıngar çıkarın, işte o zaman benim gözüme gireceksiniz.


Tribute to Erhan




1 Response to 'I don't always do Turkish gossip, but when I do, I prefer Survivor (Part I)'

  1. deniz said...
    http://yalcinkayaholding.blogspot.com/2013/05/i-dont-always-do-turkish-gossip-but.html?showComment=1367971642339#c5461130387336971109'> May 7, 2013 at 5:07 PM

    ooov kahve kısmında dayanamadım artık bir bağıra bağıra güldüm, zira buna çok benzer hisleri tüm profilini kahveye duyduğu aşk ile donatmış olan bursa'lı kızın facebook'unda gezerken yaşamıştım :))

     

Post a Comment